Ne Yazıcaktım?
Sabahın kör aydınlığı,
Yazmak için daha kaygan yapıyor kalemleri
..Peki , biz neden hep taraf seçtik?
Gece ile gündüz kadar keskin olmasalar,
Güneş varken ay olsalar ,
Şafak vakti oluşsalar bile.
Hafif bir aydınlık yada ağır bir kararsızlık gibi...
Çünkü ben hala nerelisin sorusunun cevabını ,
bir kerede veremiyorum.
Vatanım Fransız dili değil tabi,
Sorunum salt mücadelemin oluşu sanıyorum,
Herkes kadar.
Yazarları tanıyoruz,
felsefe ve sanath homojen görmek yerine ,
ince bir çizgiyle ayırıp lumpenlıkten uzaklaştıranları..
Tartışıyoruz çoğu zaman, gözlemliyoruz vesaire.
.Bense, yazarların gözlemlettikleri biyana etrafımdakileri ve
bazen kendimi gözlemliyorum.
Kendi üzerimde zor olsada..
Bunu aynada yapmıyorum.
Ne yaptığımın farkına vardığımda oluyor sadece.
Sade bir dil ve samimiyetle bazen.
Bazen de elimi taşın altına koyup.
Ve mesela Kafka..
Bu adamda ne buluyorum dersem, tembellik etmiş olurum.
Onda bulduğum en net yapıyı açıkça ifade etmek gerekirse:
"En güçlü yanıda, en zayıf yanıda duyguları."
Tıpkı benim gibi...
Yinede Franz Kafka'yı bütün olarak ele almak mümkün değil.
Hakkında yazılmış 15binden fazla kitap olmasina rağmen.
O yüzden tembel diyerek kendime haksızlıkta etmiyorum,bu konuda.
Fakat!Biz taraf tutuyorduk!
Jean Genet , Jean Paul Sartre'ın dostluğu kimilerini onlara,
kimilerini ise karşıtlıkları yüzünden Albert Camus'e çekiyordu.
Her tartışmada eğilimin grafiği tarafsızlığın düşüşüne
ters tavırla artıyordu.
Biri Kafkadan bahsetmeyegörsün:
En az Brecht kadar komünist bu adam , özgüveni olan ama
yok sayılmış(yanlış anlamışlara) bir anarşist bu adam!
Diye bağırasım geliyordu.
Ama tembelliğim beni en çok düşünürken meşgul ediyordu.
Şuan olduğu gibi anlatmak istediğimin dışına çıkarıyordu.
Artık ne anlatıcağımıda unuttum...
Camus gibi not alacak olsam bileNeyi not alacaktım ?
Hatırlamıyorum!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder