14 Ocak 2016 Perşembe

SAYIN D.Ö.İ.

SAYIN
Dışarıdaki Öfkeli İnsanlar ; 

Diğer öfkeli insanları misillemekle meşgulken mükemmel dengeyi sağlamış öfkeli insanlar.. Bu sıradanlaşmaya mahkum öfke duygusunu yutmayı öğrendikçe sıradanlaşan öfkeli, dışarıdaki insanlar. Hayvansal ihtiyaçlarını karşılamak için saygı gösterilen olabilmiş; duyguların anlık yaşandığı dünyanın geri kalanında kar amacı güden kapital işletmelere köprü yapan dışarıdaki öfkeli insanlar.. Sorumluluk sahibi öfkeli sanatçılar, sorumluluk sahibi patron ve işçiler... 

Ben 25 yaşında yolun amına koydum ki öfke saçan güneş ışığı her sabah mutluluğu getirdiğinde birilerine, diğer birileri gecenin ayazında mutlulukla getirdi öfkelileri....

Ve kahrını çektiğimiz mutluluklarımız yarım kaldı hep ki kahır çekmek gerekmişti görmek için bugünleri. Her ne kadar mutluysak ta şimdi hep bir öfke sıyırırdı dibimizi belli belirsiz.
Dışarıdaki öfkeli insanlardı bunun nedeni.

Bu öfke öyle kanını dondururdu ki insanın o yüzden geceler soğuktu ve bir yandan sabahın aydınlığı gözlerini alırken sıcacık yatak ve eriyen mumlar, diğer yandan aydınlık gözlerini alırdı geceden kalan öfkeli yalnızlığın...

Silah sesleri çekiç sesleriyle yer değiştirir sabaha karşı. Kaç öfkeli intihar etti birilerini vurdu bu gece bilinmez.. Ama yarın sabah kaç çekiç sesi duyacak bilir demir döven bir öfkeli... Bu yüzdendir öfkeli bir satıcıya parasını uzatırken hep tedirgindir. Surat gülüyorsa da kazık yiyordur o an. Hak ettiğinden fazlasını vermek zorundayken kızgındır. Ve aynı satıcı pazarlık yapmak zorunda kaldığı için öfkeli.

Diğer öfkeli insanlar; Benimle aynı boyda ama yaşça büyük. Kapitalin kıldan ince kılıçları onlarında saçlarını kopartmış diplerinden.. Ve ağartmış saçlarını öyle dik dik bakışları güneşin.. Yıllarca tek masanın hakimi olmuş soylu yüce divan başkanı bugün önüne koyulan parşömenlere öfkeli. Çünkü başka krallıkların beyazla bezeli bayrakları öfkeyle kana bulandılar.. Ama o hep oradaydı. Hiç terketmedi masasını. Çıtı çıkmadı gözünün önünde yok olup giden sakinliğe, iyice derine gömebilmişti çünkü öfkesini ve olması gerektiği gibi dengedeydi her şey.. Sıradan bir öfke kalmıştı sadece çünkü tattırevallinin hep aynı yanındaydı.. Hep o açıdan gördü güneşi ve direk yüzüne çarptı güneş ki bundandır yüzünün kızarmışlığı, kızgınlığından değil o orospu parşömenlere... Zaten sesini çıkartsa da ne olacaktı ki? Beyaz bayrak kalmamıştı ortalıklarda.. LGBT gibi şeylerde var hem artık, renkli renkli bayraklar. Ayrıca internet bir sürü şeylerle dolu. Zaman dolduracak onca şey varken neden son bayrak, benim bayrağım... Bağırsam, yazsam, oynasam yok olmayacak mı dakikalar içinde..  şu bilgisayar denen canavarın dişleri klavyenin tuşlarından başlayıp fareye kadar sarkmıyor mu kablolardan damarlarla... Anı unutturan tefekkür öfkeli başkalarının hayvani saygı görme istemi ve nefret ve nefretle doğan sevgi... Yani şu; iyi dedin birader.. bu çocuk bir dahi ve hepiniz bunu görün hatta durun beni görün ... şurasına şu aptal kelimeyi de iliştirdim mi orijinal.. Ya da çok zekidir kimisi . Yutma kardeşim , senden kaç tane varsa o kadarı öfkeli çünkü sana karşı, savaş dünyayı daha güzel bi yer yapmak için.. Ama yok oluyorsun sessizce gömdüğün öfkenle. kendini bir uçakta ölürken bulursun bazen tehlikeli olduğun için.. Geliştirebileceğin şeyleri düzeltebileceğin şeyleri diğer öfkeli insanlardan sakladığın için.. Bugün çıkıp biri çok konuştun sıkıysa yap dediğinde yaptığını gördükleri için.. SIKIYSA.. Bu kelime defol burdan bu benim tatminim bu güneş benim beyazımı kana buladı öfkeliyim ben'in yansıması... Anlatmak, çözmek ve dilim dilim etmek tüm sanatçıların gerçek yüzünü... Yaşamak için yazmak yazıya hainlik.. Yazmak için yaşamak yaşama hainlik.. Okusunlar diye yazmak öfkenin başlangıcı.. Hayvansal içgüdünün ortaya çıkışı.. Anlasınlar değişsinler.. Benide değiştirsinler tüm bayraklar renk renk olsun beyazda değil ... Ama öfkenin rengi vardır... yaşamın rengi vardır... çare yok buna...  sessiz beyaz bayraktan selamlar...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder