Kötülükçü masallar diyarının,
ölü bedenlerine yapışmış, çürükçül ruhlar..
Hapsettiğiniz aşkım kurtulamaz asla hilekar
boyunduruğunuzdan.
Aşınır zaman , kenara vurduğundaki dalganın taşa yaptığı
gibi kurtulsa bile..
Bir hataydı evvel zaman içinde ve bır hayat aşkı yoksun içinde..
Her biriniz birer gül parçasısınız ey insanlar.
Kiminiz dal kiminiz diken. Kiminiz taç yapraksınız, bu yolda ipi çeken.
Ne yazıkki gül birbütün.
Olmasa bile ihtiyac,
dikenide var gülün.
Bi masal kahramanı taç yapraklar,
damla damla nur dururken, anca diken ararlar..
Sonu varsada bu masal , sonuna gelmeden uykuya dalıyor insan.
Uykusunda bi şise şarap ve biraz da göz yaşı sayıklıyor...
9 Mayıs 2012 Çarşamba
? Ne var bunda ?
Ne Yazıcaktım?
Sabahın kör aydınlığı,
Yazmak için daha kaygan yapıyor kalemleri
..Peki , biz neden hep taraf seçtik?
Gece ile gündüz kadar keskin olmasalar,
Güneş varken ay olsalar ,
Şafak vakti oluşsalar bile.
Hafif bir aydınlık yada ağır bir kararsızlık gibi...
Çünkü ben hala nerelisin sorusunun cevabını ,
bir kerede veremiyorum.
Vatanım Fransız dili değil tabi,
Sorunum salt mücadelemin oluşu sanıyorum,
Herkes kadar.
Yazarları tanıyoruz,
felsefe ve sanath homojen görmek yerine ,
ince bir çizgiyle ayırıp lumpenlıkten uzaklaştıranları..
Tartışıyoruz çoğu zaman, gözlemliyoruz vesaire.
.Bense, yazarların gözlemlettikleri biyana etrafımdakileri ve
bazen kendimi gözlemliyorum.
Kendi üzerimde zor olsada..
Bunu aynada yapmıyorum.
Ne yaptığımın farkına vardığımda oluyor sadece.
Sade bir dil ve samimiyetle bazen.
Bazen de elimi taşın altına koyup.
Ve mesela Kafka..
Bu adamda ne buluyorum dersem, tembellik etmiş olurum.
Onda bulduğum en net yapıyı açıkça ifade etmek gerekirse:
"En güçlü yanıda, en zayıf yanıda duyguları."
Tıpkı benim gibi...
Yinede Franz Kafka'yı bütün olarak ele almak mümkün değil.
Hakkında yazılmış 15binden fazla kitap olmasina rağmen.
O yüzden tembel diyerek kendime haksızlıkta etmiyorum,bu konuda.
Fakat!Biz taraf tutuyorduk!
Jean Genet , Jean Paul Sartre'ın dostluğu kimilerini onlara,
kimilerini ise karşıtlıkları yüzünden Albert Camus'e çekiyordu.
Her tartışmada eğilimin grafiği tarafsızlığın düşüşüne
ters tavırla artıyordu.
Biri Kafkadan bahsetmeyegörsün:
En az Brecht kadar komünist bu adam , özgüveni olan ama
yok sayılmış(yanlış anlamışlara) bir anarşist bu adam!
Diye bağırasım geliyordu.
Ama tembelliğim beni en çok düşünürken meşgul ediyordu.
Şuan olduğu gibi anlatmak istediğimin dışına çıkarıyordu.
Artık ne anlatıcağımıda unuttum...
Camus gibi not alacak olsam bileNeyi not alacaktım ?
Hatırlamıyorum!
1 Mayıs 2012 Salı
Bir insanın herşeyi olmayacakmışım aslında.
Zarar veriyormuş bu yaratılışta bir insana..
Cem'in sinema sever arkadaşı,
Ayşe'nin hovarda çatığı olucakmışım.
Hasan'a yoldaş , Mehmet'e kardaş,
Sevene aş , köleye baş..
Birinin herşeyi değilde ,
herkesin birşeyi olucakmışım.
Ama biliyorum ki:
Cem'in herşeyi bir sinema sever,
Ayşe'nin ki bir hovarda,
Hasan'ın bir yoldaş,
Mehmet'inse kardaş..
Farkına varmadan köleye baş
olmuşuz,
Sevdiğimize ise herşey diye bir kap aş...
Bir insanın herşeyi olmamalıymışsın aslında da ;
PEKİ YA HERKES YANILDIĞINDA?...
Zarar veriyormuş bu yaratılışta bir insana..
Cem'in sinema sever arkadaşı,
Ayşe'nin hovarda çatığı olucakmışım.
Hasan'a yoldaş , Mehmet'e kardaş,
Sevene aş , köleye baş..
Birinin herşeyi değilde ,
herkesin birşeyi olucakmışım.
Ama biliyorum ki:
Cem'in herşeyi bir sinema sever,
Ayşe'nin ki bir hovarda,
Hasan'ın bir yoldaş,
Mehmet'inse kardaş..
Farkına varmadan köleye baş
olmuşuz,
Sevdiğimize ise herşey diye bir kap aş...
Bir insanın herşeyi olmamalıymışsın aslında da ;
PEKİ YA HERKES YANILDIĞINDA?...
3 Nisan 2012 Salı
3 ADAM
Kadınlardan bahsetmemek olanaksız da ..
Bahsetmek güven veriyor bazen insana..
Çaresizce gelebilir bazen,
bir tozlu masa etrafına oturmuş
3 adamın yalnızlığını,
avutacak kadar çok içten
gülmesi bahsederken kadından..
Kadın kadındır oğlum!
''Ne güzel , nede çirkin!'', demesi belki.
Koşmadıkça kadın ,terlemedikçe peşinde,
hissetmez der seni...
Düşünürsün vay be arkadaş
hatamıymış bir insanın sevmesi..?
Yok ! Der başa sararsın kaseti.
Basit hayatın gerçekleri ; üzerine düşersen gider kadın..
Sonra güler 3 adam...
Son olarak 3. adam der ki:
Hisseder kadın , hisseder .
Ama bu kadar çok koşarsan peşinden, anca kendini...
Siktir et der 2. , güler masadaki 3 adam.
Kahkaha atar yüzlerce..
Gülen yüzlerle..
Kadınsızlığın verdiği öz güven budur işte.
Bahsetmek kadından, o olmaksızın.
3 adamda gururludur , yalnız kalana kadar.
Kadınlardan bahsetmemek olanaksız da ..
Bahsetmek güven veriyor bazen insana..
Çaresizce gelebilir bazen,
bir tozlu masa etrafına oturmuş
3 adamın yalnızlığını,
avutacak kadar çok içten
gülmesi bahsederken kadından..
Kadın kadındır oğlum!
''Ne güzel , nede çirkin!'', demesi belki.
Koşmadıkça kadın ,terlemedikçe peşinde,
hissetmez der seni...
Düşünürsün vay be arkadaş
hatamıymış bir insanın sevmesi..?
Yok ! Der başa sararsın kaseti.
Basit hayatın gerçekleri ; üzerine düşersen gider kadın..
Sonra güler 3 adam...
Son olarak 3. adam der ki:
Hisseder kadın , hisseder .
Ama bu kadar çok koşarsan peşinden, anca kendini...
Siktir et der 2. , güler masadaki 3 adam.
Kahkaha atar yüzlerce..
Gülen yüzlerle..
Kadınsızlığın verdiği öz güven budur işte.
Bahsetmek kadından, o olmaksızın.
3 adamda gururludur , yalnız kalana kadar.
Hayatın yanında, çırılçıplak ve masum...
Fakat monomanik bi hışımla dünyaya öldürür bi cenini..
Adı duyulmamış ovalara çıkartır anılardan alüvyonlar
iç sızıntılarımı..
Şimdi ben neredeyim , ne için düşünüyorum kahrolası satırların sonunu..
Her bekleyişte bir Godot misali gerçeküstücülük..
Beklemekten sıkıldım.
İnsanların bildiklerini sakladığını sandığım şeylerin bir hiç
olduğunu örenmek için kendi içime giden
yolun biletini beklemekten sıkıldım.....
İnsanlık namına vur!
Bugun insanlığa seslenmek istiyorum:
Bir beni çekemediniz ya.
Turşusunu kuracağınız anılar var artık , buyrun batırın çatalı.
Tam kalbime.
Bir beni yediremediniz ya geniş ve modern hayatlarınıza
yakın hayal defterimi.
Rüzgara bırakın küllerini. Hiç istemediniz beni ve mutlu olmamı
ve böyle kalmamı benim gibi.
Elimden alın sevgimi alın arkadaşlığımı alın kalemimi.
Ben sırtıma almaktan vazgecmedim yolluk die yoldaş die
özgürlügümü,
benliğimi, samimiyetimi.
Hoşçakal postunu seyre dalmaktan bedenini , ruhunu kaybetmş homosapiens..
Bir beni çekemediniz ya.
Turşusunu kuracağınız anılar var artık , buyrun batırın çatalı.
Tam kalbime.
Bir beni yediremediniz ya geniş ve modern hayatlarınıza
yakın hayal defterimi.
Rüzgara bırakın küllerini. Hiç istemediniz beni ve mutlu olmamı
ve böyle kalmamı benim gibi.
Elimden alın sevgimi alın arkadaşlığımı alın kalemimi.
Ben sırtıma almaktan vazgecmedim yolluk die yoldaş die
özgürlügümü,
benliğimi, samimiyetimi.
Hoşçakal postunu seyre dalmaktan bedenini , ruhunu kaybetmş homosapiens..
1 Nisan 2012 Pazar
Her korkunun üzerine gitmeyin! Çünkü yürümek yorar, pes ettiimizin farkına varamayız bazen... Çünkü korkmamak gerek bazen.
En büyük korkularımızsa, sahip olduğumuz gerçekleri kaybetmekten yana kullanır hakkını.. Ve başlar bi ilişki. Alışkanlıklara sürükler , düşüncelere yükümlü tutar. Kalp kırmamın en hüzünlü yoluysa , hüzünlenmemektir aslında. ARKADAŞLAŞTIRMAK gerekir sevgiyi, etkisinde kalmamak yaşanamayan hayatın,yaşanması gereken bi hayat varken.
En büyük korkularımızsa, sahip olduğumuz gerçekleri kaybetmekten yana kullanır hakkını.. Ve başlar bi ilişki. Alışkanlıklara sürükler , düşüncelere yükümlü tutar. Kalp kırmamın en hüzünlü yoluysa , hüzünlenmemektir aslında. ARKADAŞLAŞTIRMAK gerekir sevgiyi, etkisinde kalmamak yaşanamayan hayatın,yaşanması gereken bi hayat varken.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)